Share
Tebliğ Nedir? Vâcib Olmasının Delili Nedir? Peygamberler Tebliği Terk Eder mi?
Question
Tebliğ, Peygamberlerin Allah-u Teâlâ’dan gelen haberleri, emir ve yasakları noksansız ve çekinmeden insanlara iletmesidir. Peygamberlere tebliğin vâcib olmasının delili şudur; eğer tebliğ etmekle emrolunduğu bir şeyi gizlerlerse bizler de ilmi gizlemekle emrolunuruz. Çünkü Allah-u Teâlâ bizlere Peygamberlerine uymayı emretmiştir. Kaldı ki ilmi gizleyenler. اِنَّ الَّذٖينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَۙ ﴿١٥٩﴾ “İndirdiğimiz açık delillerle hidâyet bilgisini -kitapta onu insanlara apaçık göstermemizden sonra- gizleyenler yok mu, işte onlara hem Allah lânet eder hem de lânet okuyanlar lânet eder.”132Âyetinde de belirtildiği gibi melundurlar. Eğer ki peygamberlere bir şeyi gizlemek câiz olsaydı Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Ahzab süresi 37. Âyetini gizlerdi. وَاِذْ تَقُولُ لِلَّـذٖٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْفٖي فٖي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْدٖيهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُؕ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَراً زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ حَرَجٌ فٖٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَراًؕ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً ﴿٣٧﴾ “(Habibim!) Hani sen, Allah’ın (celle celâluhû) (İslam’a muvaffakiyet ve senin gibi bir zâta evlâtlık olma nimetlerini) kendisine lütfetmiş bulunduğu, senin de (kölelikten âzâd edip evlât edinerek) kendisine iyilikte bulunmuş olduğun o (Zeyd ibnü Harise adındaki) kişiye: “Eşini (boşayıp) kendin için tut ve (sana karşı takındığı kötü tutumu bahane edip de onu boşayarak kendisine zarar verme hususunda) Allah-u Teâlâ’dan sakın” diyordun. Halbuki sen (Allah-u Teâlâ’nın sana: “Zeyd hakkında hanımını boşayacak ve ben seni onunla evlendireceğim” diye bildirmiş olduğu) bir şeyi (münafık) insanların itirazların) dan korkarak kendi içinde gizliyordun ki, Allah-u Teâlâ onu (mutlaka) açıklayıcıydı. Oysa Allah-u Teâlâ, Kendisinden sakınmana daha çok lâyık olandı. Sonra Zeyd onu boşayıp, o kadından (ilgisini ve cinsî birleşme) ihtiyacını bitirince biz seni onunla evlendirdik, ta ki onların evlâtlıkları kendilerinden ihtiyaçlarını bitirdiklerini beyan etmek üzere hanımlarını boşadıkları (zaman evlâtlıklarının eşleri ile evlenmeleri) hakkında mü’minler üzerine hiçbir sıkıntı /hiçbir günah/ olmadığı anlaşılsın. Zaten Allah-u Teâlâ’nın var olmasını dilediği her bir işin daima yapılmış ve bitmiş bir iş olmuştur.”133 Hazreti Ömer (radıyallahu anh), İbn-i Mesûd ve Hazreti Âişe’nin (radıyallahu anhum) beyanları veçhile; Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu âyet-i kerîmeden daha ağır bir vahiy indirilmemiştir ve Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vahiyden bir şey gizleyecek olsaydı elbette bu âyet-i kerîmeyi gizlerdi. Bu konudaki rivâyetlerin özeti şudur; Hazret-i Zeyd (radıyallahu anh) defaatle Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip eşi Zeyneb’i boşamak istediğini söylüyor, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun sebebini sorunca: “Kendisinden yanlış bir şey görmedim lâkin soyluluğu nedeniyle bana karşı büyüklük taslıyor ve diliyle bana eziyet ediyor” diyordu. O arada Allah-u Teâlâ Habibi’ne, yakında Zeydi’n eşini boşayacağını ve kendisinin onu Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e eş yapacağını bildirmişti. O sıra eşiyle ayrılma niyeti olan Hazret-i Zeyd (radıyallahu anh) yine bir gün boşama izni için Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e müracaat etmiş fakat Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), insanların: “Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) oğlunun hanımıyla evlendi” gibi laflar ederek dinden çıkmalarından çekinmiş ve kendisine gelen vahyi ne zaman bildireceğine dair bir emir almadığından bu tebliği geciktirip süreci takip etme yönünde içtihatta bulunarak, o an için bu vahyi içinde gizlemiş ve Hazret-i Zeyd (radıyallahu anh)’a: “Allah-u Teâlâ’dan kork, eşini boşama” diyerek yol göstermiştir. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ ona: “Sen geciktirmeden bunu Zeyd’e söylemeliydin” buyururcasına, vahyi söyleme zamanıyla ilgili içtihadındaki hatası nedeniyle hoş bir sitemde bulunmuştur. Dolayısıyla Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in içinde gizlediği şey, sâdece Hazret-i Zeyneb (radıyallahu anha)’nın kendisine eş olacağı hususudur. “İnsanlardan korkma” ifâde-i celîlesi ise, asla “insanların laflarından korkarak İlahî emri geciktirme” mânasında olmayıp, sâdece “kendisi hakkında kötü düşünerek insanların kâfir olacakları endişesini taşıdığından, tebliğ zamanı hakkında da bir malumat bulunmadığından dolayı vahyi gelir gelmez bildirmemesi” anlamındadır. İşte âyet-i kerîmenin zahirine tıpatıp uyan ve peygamberlerin yüce makamına yakışan izah tarzı ancak budur!134
Answers ( 0 )