Share
Sahih Hadisleri İnkâr Etmek İnsanı Kâfir Eder mi?
Question
Genel olarak topluca sünnetle amel etmeyi inkâr eden kimse kâfir olur. Çünkü sünneti yalanlamak hem Allah’ı hem Resulünü hem de ümmetin icmaını tekzip mânasına gelir. Âyet-i kerîmede: وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُؕ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظٖيماً “Allah (celle celâluhû) sana kitabı ve hikmeti indirmiş, bilmediğini sana öğretmiştir. Sana Allah’ın lütfu gerçekten büyük olmuştur.”54Bu âyeti kerîmede hikmet kelimesi, kitap lafzına atfedilmiştir. Bu ise ikisinin birbirinden farklı olmalarını gerektirir. Tefsirlerde geçtiği üzere hikmetten maksat sünneti nebevidir. Ayrıca kuranda emredilen şeylerin tafsilatı hadiste geçiyor. Mesela: Başka âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur: وأَقِيمُوا الصَّلاة وآتُوا الزَّكاة وارْكَعُوا مَعَ الرّاكِعِينَ “Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.”55Bu âyet-i kerîme namaz ve zekâtın farz olduğunu ifade ediyor. Peki bu farzlar nasıl eda edilecektir? Namaz kaç rekât, hangi vakit, kaç kere, kimin kılması lazım? Zekât hangi maldandır, ne kadar verilir? Âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur: وَالَّذٖين َيَكْنِزُون َالذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَايُنْفِقُونَهَا فٖي سَبٖيل ِاللّٰهِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَلٖيم “Ey iman edenler! Bilin ki Yahudi din bilginlerinin ve Hristiyan din adamlarının birçoğu halkın mallarını haksızlıkla yerler ve Allah (celle celâluhû)’nun yolundan alıkoyarlar. Altın gümüş biriktirip Allah yolunda harcamayanları elem veren bir azapla müjdele!”56Bu âyet-i kerîmeden malı saklayıp, harcamamanın günah olduğu anlaşılıyor. Peki malın ne kadarı harcanılması lazım? Hepsi mi? -bazı sahâbeler böyle anlamışlardı- hepsi değilse kaçta kaçı? Âyet-i Kerîmede şöyle buyrulmuştur: وَالسَّارِقُ وَ السَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالاً مِنَ اللّٰهِؕ وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيم “Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah (celle celâluhû) güçlüdür, hikmet sahibidir.”57Bu âyet-i kerîmede hırsızların elinin kesilmesi emrediliyor. Peki burada bahsedilen ne kadarlık bir hırsızlık? Şartları nelerdir? Veya nereden kesilmesi gerekiyor? Bir daha çalsa bir daha kesilir mi? Kur’ân’da emri geçip de tafsilatı anlatılmayan şeyler çoktur. Bütün bunlar ya doğrudan hadisi şeriflerden veya hadislere dayanan içtihatlar ve kıyaslar yoluyla bulunmuştur. İmam Süyûtî şöyle söylemiştir: “Usul ilminde kabul edilen kriterlere sahip, Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kavli (sözü) ya da fiili (davranışı) hakkındaki bir hadisin delil olmasını inkâr eden kimse kâfir olup Yahudî, Hristiyan ve diğer kâfir fırkalarıyla birlikte haşrolur. İmam Şâfiî (rahimehullah) bir keresinde bir hadis nakletmiş ve hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Bunu üzerine birisi İmam Şâfiî’ye (rahimehullah) künyesi ile seslenerek “Sen bunu kabul ediyor musun ey Eba Abdillah?” deyince İmam Şâfiî (rahimehullah) onun bu sözünden şaşkınlığa kapılarak “Ey adam! Beni Hristiyan mı sanıyorsun, beni kiliseden çıkarken mi gördün, belime zünnar (Hristiyanların giydiği kemer, kuşak) bağladığımı mı gördün? Nasıl Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den bir hadis rivâyet edip de ona uymayabilirim?!”58 İbnu’l-Vezîr (rahimehullah)’da şunları söylemiştir: “Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hadisi (sözü) olduğunu bildiği hâlde, onu yalanlamak açıkça küfürdür.”59 Sahih olan hadisin mânası akla anlaşılmaz gelse bile hüküm aynıdır. İman gayba (görünmeyene)’dir. Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözü olduğu bildikten sonra anlamasak da “işittik ve iman ettik” deriz. Mütevâtir bir hadis yakîn (kesin bilgi) ifade ettiği için, ona iman etmek şart olup önceki sorudaki ayrıntılara bağlı olarak inkârı küfrü gerektirir. Sahih hadis ise tevatür gibi kesin bilgi ifade etmez. Ancak sözün Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in söylediğine dair zannî ama kesine yakın bir bilgi verir. Bu yüzden mütevâtir olmayan hadis, sahih de olsa Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in onu söylemediği düşünerek muhtevasını inkâr etmek, Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’le alayı da içine almadığı müddetçe küfrü gerektirmez. Ancak hadis âlimleri hadisi sahih saymışken ilmi bir zemine dayanmadan hadisi inkâr etmesi, onu günahkâr eder. Çünkü onu kabul eden âlimleri töhmet altında bırakmış ve onları hataya nisbet etmiştir. Sırf kendi heva ve arzusundan böyle davranması bidat ve sapkınlık olur. Ancak hadis âhad olup, mütevatir olmadığı için Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den direk duyulan menzilesinde değildir. Bu yüzden kâfir olmaz. Eğer sahih hadisin tersini ifade eden daha kuvvetli başka bir delil bulur da bu hadisi ilmi metoda uygun olarak te’vil ederse, ya da ilmi metotlarla hadisin sahih olmadığını isbat ederse, onu inkârı etmesi kâfir veya günahkâr etmez. Elhasıl: Sünneti topluca inkâr eden, bir hadisi Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in dediğini kabul ettiği halde inkâr eden veya Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’le alay eden kâfir olur. Ancak mütevatir olmayan bir hadis, sahih de olsa Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in söylemediği düşüncesiyle muhtevasını inkâr etmek, ilmi bir te’vile dayanmazsa insanı günahkâr ve fâsık eder.
Answers ( 0 )