Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Mucizeleri Nelerdir?

Question

Ay’ın ikiye ayrılması: İbn-i Mesûd (radıyallahu anh)’dan rivâyet edilmiştir: بينما نحن مع رسول اللہ ﷺ إذا انشق القمر فلقتين، فكانت فلقة وراء الجبل وفلقة دونه، فقال لنا رسول الله ﷺ اشهدوا Biz Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında oturuyorken ay iki parçaya ayrıldı. Bir parça dağın arkasına bir parça da dağın önündeydi. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) daha sonra bize şöyle buyurdu: “Şahit olun!” Kureyş’in kâfirleri bu bir sihirdir. Diğer beldelere haber verin onlar da bizim gibi mi görüyor yoksa görmüyorlar mı? Diğer beldeler de aynı onlar gibi yarılmış bir şeklide gördüğünü haber verirler. Daha sonra Kureyş’in kâfirleri “bu devamlı bir sihirdir” dediler. Her ne kadar gökyüzünden dağa indiği vehmedilirse de gökyüzünde iken iki kısma ayrılmıştır.158Ağaçların ve dağların Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e selam vermesi: Hazreti Ali (radıyallahu anh)’dan rivâyet edilir; Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber Mekke’de idim. Mekke’nin bazı yerlerine gitmek için yola koyulduk. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) giderken hangi ağaca ve taşa dönerse ki o ağaç ve taşlar ona “Allah’ın (celle celâluhû) selamı senin üzerine olsun Ya Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)” dedi. Taşların Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in elinde iken tesbih etmesi: Sabit bin Enes bin Mâlik (radıyallahu anh) rivâyet eder: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında oturuyorduk. Bir avuç dolusu taş aldı. O taşlar Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in elinde tesbih ettiler. Ta ki biz bile duyduk. Daha sonra o taşları Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh)’ın avucuna döktü. Ve taşlar tesbih ettiler. Daha sonra o taşları Hazreti Ömer (radıyallahu anh)’ın avucuna döktü. Ve taşlar tesbih ettiler. Daha sonra o taşları Hazreti Osman (radıyallahu anh)’ın avucuna döktü. Ve taşlar tesbih ettiler. Daha sonra o taşları bizim elimize döktü ancak tesbih etmediler. Hurma ağacının gövdesinden olan kütüğün inlemesi: Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e minber hazırlanmadan önce o kütüğün yanında hutbe verirdi. Ne zaman ki ona bir minber hazırlandı ve peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de o minberde hutbe vermeye başlayınca o kütük inlemeye başladı. Mescitte olan herkes o kütüğün inlemesini duyuyordu. Ta ki ağlamaktan yarılacak dereceye geldi. Daha sonra Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu yanına aldı ve bağrına bastı. O kütük annesinin kucağına alıp susturduğu çocuk gibi ağlıyordu. Sonra Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kütüğe “Eğer istersen içinde bulunduğun bahçeye seni geri gönderirim ve tekrardan köklerin yeşerir. Yaratılışın tamamlanacak ve meyvelerin yenilenecek. Ve eğer istersen de seni cennete dikerim böylece Allah-u Teâlâ’nın dostları meyvelerinden yer.” Daha sonra Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun ne dediğini duymak için kulak verdi. Yanındaki duyacak bir şekilde “beni cennete dik ki benden Allah-u Teâlâ’nın dostları yesin ve belanın olmadığı bir yerde olayım” dedi. Daha sonra öyle yapacağım dedi. Ve ardından “Dâr’ul Bekâ’yı, Dâr’ul Fenâ’ya tercih etti” dedi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) o kütüğün minberin altına defnedilmesi için emir verdi. Hazreti Hasan (radıyallahu anh) bu hadisi söylediği zaman ağladı. Ve şöyle dedi: “Ey Allah-u Teâlâ’nın kulları bir odun parçası bile Allah (celle celâluhû) ve Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile karşılaşmak için ağlıyor. Sizlerin onunla karşılaşmaya daha iştiyaklı olmanız lazım!” Katâde (radıyallahu anh)’ın gözlerinin yanaklarına akması: Katâde (radıyallahu anh) Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ok gelmesin diye Uhud Gazvesi’nde yüzü ile okları karşılıyordu. Oklardan birisi gözüne isabet edince gözü aktı. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu durumu gördü gözlerinden yaş aktı ve “Eğer istersen sabret ve senin için cennet olsun. Eğer istersen de onu geri çevireyim Allah-u Teâlâ’ya dua edeyim sen o gözlerden bir şey kaybetmemiş olursun.” dedi. Daha sonra Katâde (radıyallahu anh) “Ya Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cennet güzel bir mükâfat ve büyük bir hediyedir. Ancak ben tek gözlü olarak çirkin görünmekten korkuyorum. Ama sen gözlerimi geri getirsen ve Allah-u Teâlâ’dan benim için cenneti istesen daha güzel olur. Daha sonra mucize olarak gözlerini eski haline getirdi ve “Allah’ım (celle celâluhû) yüzümü koruduğun gibi Katâde’yi koru. Gözlerini çok güzel ve keskin hale getir” diyerek dua etti. Ve öyle de oldu. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in duası ile bu göz eskisinden daha iyi oldu ve ölene kadar hep gördü. Diğer gözü ise yaşlanınca zayıfladı. Kertenkelenin Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in nübüvvetine şahitlik yapması: Rivâyet edilir ki Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabı ile bir toplum içerisinde bulunduğu sırada kertenkele avlamış bir Arabî geldi ve bu kim diye sordu. Oradakiler “Allah-u Teâlâ’nın peygamberidir” dediler. Daha sonra o Arabî “Lata ve Uzzâ’ya yemin olsun ki bu kertenkele iman etmediği müddetçe iman etmeyeceğim” dedi ve o kertenkeleyi Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in önüne bıraktı. Daha sonra Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ey Kertenkele” dedi. Kertenkele herkesin duyabileceği ve anlaşılır bir şekilde “Buyur ya Resulullah; (sallallahu aleyhi ve sellem) saadet senindir, ey kıyamet gününe ulaşanların süsü” dedi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Kime ibadet ediyorsun?” dedi. Kertenkele “Semâda Arş’ı, yerde saltanatı, denizde yolu, cennette rahmeti, cehennemde azâbı olana ibadet ediyorum.” dedi. Daha sonra Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “ben kimim?” diye sordu. Kertenkele “Sen, âlemlerin Rabbi’nin Resulü ve peygamberlerin sonuncususun. Seni tasdik eden kurtuluşa erer, seni yalanlayan ise hüsrana uğrar!” dedi. Bunun üzerine bedevî iman etti ve Müslüman oldu.

Din 500 days ago 0 Answer

admin

aşldmsakldksadsad

Answers ( 0 )

Leave a reply

Yorum yapmak için giriş yapınız.