Share
Ölüler İşitir mi?
Question
Evet, ölüler işitir. Buna hadis-i şeriflerde ve sahâbe yaşantılarında çok kez işaret edilmiştir. عن انس بن مالك إنَّ العبدَ إذا وُضِعَ في قَبرِهِ وتولّى عنه أصحابُهُ إنَّه لَيسمَعُ قَرْعَ نِعالِهم. “Kul, kabre konulduğunda ve arkadaşları başından gittiğinde onların ayak seslerini dahi işitir.”228İmam Buhâri (rahimehullah)’ın, Ebû Saîd el-Hudri (radıyallahu anh)’dan rivâyeti şöyledir: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurdular: “Cenaze (tabuta) konulup da adamlar onu omuzlarına aldıkları zaman, eğer cenaze Salih biri ise, şöyle der: Beni acele, acele götürün, yerime ulaştırın! Şâyet Salih biri değilse, şöyle der: ‘Yazıklar olsun size! Onu (cesedimi) nereye götürüyorsunuz? Onun (bu) sesini insanların dışındaki her şey işitir. Eğer insan işitecek olsaydı, bayılır düşerdi.”229Bu hadis, ölünün, evvelâ kendisini taşıyanları, ikinci olarak da kendisini götürmelerini hissettiğini ve işinin ne ile, hayırla mı şerle mi neticeleneceğini, tam bir bilgiyle bilmesinin var olduğunu ifade eden delillerdendir. “...Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Bedir Günü, savaştan sonra, Kureyş’in ileri gelenlerinden savaşta ölen yirmi dört kişinin cesetlerinin bir arada gömülmesini emretti. Bunun üzerine o cesetler, Bedir’deki kör bir kuyuya atıldılar. Ömer b. El-Hattâb, ibn Ömer ve Ebû Talha (radıyallahu anhum) gibi ve 10’dan fazla sahâbeden nakledildiğine göre, Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Bedir Savaşı’ndan sonra müşrik ölülerine hitaben şöyle seslenmiştir: ... فجعل ينادي باسمائهم واسماء آبائهم وقد جيفوا: يا ابا جهل بن هشام ويا عتبة بن ربيعة ويا شيبة بن ربيعة ويا وليد بن عتبة! أيسركم انكم اطعتم الله و رسوله فانا وجدنا ما وعدنا ربنا حقا، فهل وجدتم ما وعدكم ربكم حقا؟ قال: فسمع عمر قول النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله! ما تكلم من اجساد لا ارواح لها؟ وهل يسمعون يقول الله عز وجل (انك لا تسمع الموتى)؟ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: والذي نفس محمد بيده ما انتم باسمع لما اقول منهم، والله انهم الآن ليعلمون ان الذي كنت اقول لهم الحق ، وفي رواية: انهم ليسمعون، غير انهم لا يستطيعون ان يردوا علي شيئا Zaferin üçüncü günü, Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) o kuyunun başında durdu ve: “Ey Hişam’ın oğlu Ebû Cehil, Ey Rabîâ’nın oğlu Utbe, Ey Rabia oğlu Şeybe ve Ey Utbe oğlu Velîd! Allah’a (c.c) ve Resul’üne (sallallahu aleyhi ve sellem) boyun eğmiş olsaydınız, bu inanç sizi sevindirir miydi? Biz, Rabbimizin bize vadettiğinin aynısına kavuştuk, siz de Allah-u Teâlâ’nın vadettiğinin gerçek olduğunu gördünüz mü?” Sahâbe-i Kiram, Hazreti Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuşmasını duymuş ve Hz. Ömer (radıyallahu anh): “Ey Allah-u Teâlâ’nın Elçisi! Kendilerinde hiçbir hayat eseri olmayan şu cesetlere ne söylüyorsun, onlar duyabilirler mi? Allah-u Teâlâ, “Sen ölülere duyuramazsın buyurmuyor mu?” deyince Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve sellem): “Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hayatı elinde olan Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki, benim söylediklerimi siz onlardan daha iyi duyamazsınız. Onlar şu anda benim söylediklerimin gerçek olduğunu anladılar. Onlar şu anda beni duyuyorlar, ama bana cevap vermeye güçleri yetmiyor.230Neml Suresi’nin 80-81. âyetini delil getirip ölüler duyamaz diyenlere şöyle cevap veririz: اِنَّكَ لَا تُسْمِــعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِــعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِرٖينَ ﴿٨٠﴾ وَمَٓا اَنْتَ بِهَادِي الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْؕ اِنْ تُسْمِــعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ ﴿٨١﴾ “Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.231 Sen körleri yanlış yoldan doğruya yönlendiremezsin. Sen (çağrını) ancak âyetlerimize inanıp teslim olanlara duyurabilirsin.”232Müfessirlerin ittifak ettiği görüşe göre âyette zikredilen ölü kimselerden kasıt kalbi ölmüş kimselerdir. Eğer biz burada gerçek mânada ölen kimseleri kastedersek bir sonraki âyetle çelişir. Çünkü 81. âyet olan diğer âyette: اِنْ تُسْمِــعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ ﴿٨١﴾ “Sen (çağrını) ancak âyetlerimize inanıp teslim olanlara duyurabilirsin.”233 denmiştir. Aynı şekilde yukarıda zikredilen hadiste Hazreti Ömer’in (radıyallahu anh) bu âyeti delil getirip Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e sorması ve Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in cevabı da bizim için cevap niteliğindedir.
Answers ( 0 )