Share
Mürşid-i Kâmile İntisab Etmek Gerekli midir?
Question
Bin kişi içerisinde mutasavvıf bir adamın hali, bin adamın bir kişiye vaaz etmesinden daha faydalıdır. Çünkü o bahsedilen hal mürşidin tasarrufudur. Kişinin şartları yerine gelen hakiki bir mürşide bağlanması onun dizi dibinde terbiyesini tamamlaması gereklidir. Halifeliği Osmanlı’ya getiren İslam halifesi Yavuz Sultan Selim hazretleri şöyle demiştir: “Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş, Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş.” Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sahâbelere insanın doğru ve salih olmasının kalbi doğrultmaya bağlı olduğunu öğretiyor ve gizli ve yerleşmiş hastalıklardan kurtulmanın onu tedavi etmeye bağlı olduğunu öğütlüyordu. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: أَلاَ وَإِنَّ فِى الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، أَلاَ وَهِيَ الْقَلْبُ “Bilin ki! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o, iyi (doğru ve düzgün) olursa bütün vücut iyi (doğru ve düzgün) olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Bilin ki! O, kalptir.”388Ayrıca, Allah Teâlâ’nın kullarındaki nazargâhı da yalnızca kalptir. إنّ اللهَ لا يَنْظُرُ إلى صُوَرِكُمْ وأَمْوالِكُمْ، ولَكِنْ يَنْظُرُ إلى قُلُوبِكُمْ وأَعْمالِكُمْ “Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.”389Madem ki insanın salih olması ve zahiri amellerinin dahi düzgün olması kalbi düzeltmeye bağlıdır, öyleyse herkesin kalbini Allah Teâlâ’nın yasakladığı kötü haslatlarden temizlemesi, onun (celle celâluhû) emrettiği güzel vasıflara süslemesi böylece Kalb-i Selim’i (temiz bir kalbi) elde etmesi gereklidir. Şuarâ suresinde şöyle buyrulmuştur: وَلَا تُخْزِنٖي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ ﴿٨٧﴾ يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ ﴿٨٨﴾ اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَلٖيمٍؕ ﴿٨٩﴾ ﴾87-89﴿ İnsanların diriltileceği gün ve Allah’a Selim (temiz) bir kalple gelenler dışında malın da çocukların da fayda vermeyeceği gün beni mahcup etme!” İmam Süyûtî (rahimehullah) şöyle buyurmuştur: “Kalp ilmi ve kalbin, haset, ucb (kendini beğenme), riya vb hastalıklarını öğrenmenin hükmü hakkında İmam Gazâli (rahimehullah) farzı ayn demiştir.” 390Allâme ibn Âbidin’in (rahimehullah) şu ifadeleri bu meyanda önemlidir. “Muhakkak ki ihlas (in nasıl tahsil edileceği) ucup, haset ve riya ve bunların dışında nefsin afetleri olarak sayılabilecek kibir, cimrilik, kin, aldatma, düşmanlık, buğz, tamah, böbürlenme, ihanet etme, yağcılık yapma, hakkı kabul etmeyerek kibirlenme, tuzak kurma, kati kalplilik ve uzun emel sahibi olma (gibi ahlâk-i zemîmeden nasıl kurtulunabileceğinden bahseden) ilmi (öğrenmek) farz-ı ayndir. Nitekim (İmam el-Gazzali) İhyâ’da “helak edici unsurlar” başlığı altında bunları saymış ve şöyle demiştir: “Bunları bilmekten hiçbir beşer müstağni kalamaz. Bunlara yönelik nefsinin öğrenme ihtiyacını hissettiği şeyleri öğrenmesi kişiye gereklidir. Bunların izalesi farz-ı ayndır. Bu farzı yerine getirmek de ancak bu kötü huyların tariflerini, sebeplerini, alametlerini ve ilaçlarını bilmekle mümkün olacaktır. Zira şerri bilmeyen kişi gider o şerrin içine düşer.”391 El-Hediyyetu’l-Alâiyye sahibi de şöyle demektedir: “Haset, Müslümanları hakir görmek, onlar adına kötülük istemek, kibir, ucub, riya, nifak gibi bilcümle kalbi amellerin haram olduğu hususunda şerî naslar ve icma birbirini destekler mahiyettedir. Bilakis kulak, göz ve gönül kişinin isteği doğrultusunda gerçekleşen bütün bu İşlerden sorumludur.392 Merâki’l-Felâh sahibi de özetle şöyle der: “Allah (azze ve celle)’ye karşı ihlas sahibi olma, aldatma, kin, haset gibi şeylerden beri olma, kalbi Allah’ın dışında olan dünyadaki şeylerden temizleme mânasındaki batini taharet olmadan zahiri taharet, fayda vermez.”393Ebü’l-Hasan Şâzeli (kuddise sirruh) hazretleri bir sohbetinde buyurdu ki: “Bizim bildiğimiz ve bildirdiğimiz bilgilerle derinden ve içtenlikle ilgilenmeyenler, fark etmeseler dahi büyük günahlarda ısrara devam ettikleri halde vefât ederler.” Bu çok doğru bir sözdür. Çünkü kim, diğer insanlardan fazla olarak oruç tutar da onunla kendini beğenmez. Kim, fazladan kimse kılmazken iki rekat namaz kılar da kendini onlardan üstün hissetmez. Ancak devamlı muhasebe ve çektiği eziyetlerle nefsini ölmeden önce öldürmüş ve manevi bir doktor elinde tedavi görmüş kişi bunlardan kurtulabilir. İmamı Gazâli (rahimehullah) tasavvuf ehliyle beraber olup faydalarını gördükten sonra şöyle demiştir: “sofilerle beraber (manevi suluk) yol(un)a girmek farzı ayndır. Çünkü peygamberler haricinde kimse ayıblardan masum değildir.394
Answers ( 0 )