Share
Kelime-i Şehadet Getiren Bir Mü’min Yapması Farz Olan İbadetleri Yapmadığı Takdirde Mü’min Olarak Kalır mı?
Question
Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat itikadına göre, ibadet etmek imanı kemâle ulaştırır, amel etmeyi terk etse de yine mü’min sayılır. Ancak haramı helal, helali haram olarak inanırsa, Allah ve Resulüne inat ederse veya şeriatta kati olarak bilinen hükümlerde şüpheye düşerse o zaman kâfir olur. Mu’tezilelere göre ise amel, imanın bir cüzüdür. Yani amel etmeyi terk eden imandan da çıkar. Çünkü onlara göre iman: amel, nutuk (şehadet-i söyleme) ve itikad (kalben inanmanın) toplamıdır. Amel terk edildiği takdirde imanın bir cüzü yok olduğundan dolayı o kişi mü’min değildir. Ancak kâfir de değildir. İkisinin arasında bir yerdedir. Ebediyen cehennemde kalır ama kâfirden daha az bir azap çeker. Hâricîler ise büyük günahları işleyenleri tekfir ediyorlar. Doğru olan görüş Ehl-i Sünnet’in görüşüdür. Diğerleri bâtıldır. Çünkü Ehl-i Sünnet’in söylediği itikadın delilleri vardır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de: يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُون اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍؕ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرٖيضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَؕ وَعَلَى الَّذٖينَ يُطٖيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكٖينٍؕ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُؕ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ “Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.”63Bu âyet-i kerîmede oruçla emir olmadan önce iman edenler diye hitap ettiğine göre oruçtan önce de iman sabittir. Bu, “oruç ameli olmadan da iman olabilir.” demektir. Yine Asr Suresi’nde: وَالْعَصْرِۙ ﴿١﴾ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖي خُسْرٍۙ ﴿٢﴾ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ “Asra yemin ederim ki, İnsan gerçekten ziyandadır. Ancak iman eden ve salih amel işleyen ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başkadır.”64Salih ameli, imanın üzerine atıf etmiştir. Bu da imanla salih amelin birbirinden ayrı, farklı şeyler olduğunu gösteriyor. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur: اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُٓوااٖيمَانَهُمْ بِظُلْمٍ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْاَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُون “İnanıp da imanlarına herhangi bir zulüm (haksızlık) bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.”65Âyetteki zulümden maksat günahtır. Bundan anlaşılıyor ki iman edip imanına zulüm bulaştıranlar olabilir. Yani günahkâr, salih amel işlemeyen bir mü’min olabilir. Bazı âlimler ise “zulümden maksat şirktir.” diyorlar. Çünkü bu âyet indiği vakit sahâbelere çok ağır geldi ve onlar dediler ki: “Hangimiz nefsimize zulüm etmedik, günah işlemedik ki”. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurdu: “Sizin zannettiğiniz gibi değildir. Bu Hazreti Lokman (aleyhisselam)’ın oğluna dediği gibi ‘Ey oğulcuğum! Allah-u Teâlâ’ya şirk koşma. Çünkü şirk büyük bir zulümdür.’ zulümden maksat şirktir.” Bu te’vile göre bu âyette geçen imandan maksat, şer’an geçerli olsun veya olmasın inanmak mânasında olur.
Answers ( 0 )