Share
Hazreti Peygamber Efendimiz’in Evlatlığı Zeyd’in Hanımı Zeynep ile Evlenmesi Bir Peygambere Yakışır mı?
Question
Vasıflar aynı isimler farklı. Bu soruyu Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), zamanında da içleri fesat dolu münafıklar sorardı. Bugün ise bu soruları işin hakikatinden haberdar olup müslümanların arasına fitne tohumlarını ekmeye çalışan münafıklar soruyor. Öncelikle Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem), bu yaptığı herhangi bir şerî kurala ters değildir. Nitekim Hazreti Zeyd (radıyallahu anh) Efendimiz’in oğlu değildi. Her şeyden ziyade herhangi bir delilden bağımsız konuştuğumuz zaman bile bu olayda bir hata yokken Hazreti Zeyneb (radıyallahu anha) ile evlenmesini Ahzab Suresi 37. âyette bizzat Allah-u Teâlâ emretmiştir. Şimdi sorarım size! Ortada Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu evliliği kesin yapması için bir âyet varken gerçek müslümanlar bu olayı sorgulayabilir mi? Ya da gerçekten sorguladıkları şey bu evlilik midir yoksa Allah-u Teâlâ’nın âyetleri midir? Ahzab Suresi 37. âyeti ve tefsiri: وَاِذْ تَقُولُ لِلَّـذٖٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْفٖي فٖي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْدٖيهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُؕ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَراً زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ حَرَجٌ فٖٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَراًؕ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً ﴿٣٧﴾ “(Habibim!) Hani sen, Allah’ın (celle celâluhû) (İslam’a muvaffakiyet ve senin gibi bir zâta evlâtlık olma nimetlerini) kendisine lütfetmiş bulunduğu, senin de (kölelikten âzâd edip evlât edinerek) kendisine iyilikte bulunmuş olduğun o (Zeyd ibnü Hârise adındaki) kişiye: “Eşini (boşamayıp) kendin için tut ve (sana karşı takındığı kötü tutumu bahane edip de onu boş sayarak kendisine zarar verme hususunda) Allah’tan (celle celâluhû) sakın” diyordun. Halbuki sen (Allah’ın (celle celâluhû) sana: “Zeyd yakında hanımını boşayacak ve ben seni onunla evlendireceğim” diye vahyetmiş olduğu) bir şeyi (münafık) insanların itirazlarından korkarak kendi içinde gizliyordun ki, Allah (celle celâluhû) onu (mutlaka) açıklayıcıydı. Oysa Allah (celle celâluhû), kendisinden sakınmana daha çok lâyık olandı. Sonra Zeyd onu (boşayıp, o kadın) dan (ilgisini ve cinsî birleşme) ihtiyacını bitirince biz seni onunla evlendirdik, ta ki onlar (ın evlâtlıkları) kendilerinden ihtiyaçlarını bitirdiklerini beyan etmek üzere hanımlarını boşadıkları) zaman evlâtlıklarının eşleriyle evlenmeleri hakkında mü’minler üzerine hiçbir sıkıntı /hiçbir günah/ olmadığı anlaşılsın. Zaten Allah’ın (celle celâluhû) (var olmasını dilediği her bir) işi daima yapılmış (bitmiş) bir şey olmuştur.” Hazreti Ömer (radıyallahu anh), İbn-i Mesûd ve Âişe (radıyallahu anhum)’un beyanları veçhile; Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) bu âyet-i kerîmeden daha ağır bir vahiy indirilmemiştir ve Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vahiyden bir şey gizleyecek olsaydı elbette bu âyet-i kerîmeyi gizlerdi. Bu konuda ki rivâyetlerin özeti şudur; Hazret-i Zeyd (radıyallahu anh) defaatle Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip eşi Hazreti Zeyneb’i (radıyallahu anh) boşamak istediğini söylüyor, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun sebebini sorunca: “Kendisinden yanlış bir şey görmedim lâkin soyluluğu nedeniyle bana karşı büyüklük taslıyor ve diliyle bana eziyet ediyor” diyordu. O arada Allah-u Teâlâ Habibi’ne, yakında Zeydi’n (radıyallahu anh) eşini boşayacağını ve kendisinin onu Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e eş yapacağını bildirmişti. O sıra eşiyle kavga eden Hazreti Zeyd (radıyallahu anh) yine bir gün boşama izni için Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e müracaat etmiş fakat Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), insanların: “Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), oğlunun hanımıyla evlendi” gibi laflar ederek dinden çıkmalarından çekinmiş ve kendisine gelen vahyi ne zaman bildireceğine dair bir emir almadığından bu tebliği geciktirip süreci takip etme yönünde içtihatta bulunarak, o an için bu vahyi içinde gizlemiş ve Hazreti Zeyd’e (radıyallahu anh): “Allah-u Teâlâ’dan kork, eşini boşama” diyerek yol göstermiştir. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ ona: “Sen geciktirmeden bunu Zeyd’e (radıyallahu anh) söylemeliydin” buyururcasına, vahyi söyleme zamanıyla ilgili içtihadındaki sebepten ötürü (insanların kâfir olma korkusu) nedeniyle hoş bir sitemde bulunmuştur. Dolayısıyla Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)in içinde gizlediği şey, sâdece Hazret-i Zeyneb’in (radıyallahu anha) kendisine eş olacağı hususudur. “İnsanlardan korkma” ifâde-i celîlesi ise, asla “İnsanların laflarından korkarak İlahî emri geciktirme” mânasında olmayıp, sâdece “Kendisi hakkında kötü düşünerek insanların kâfir olacakları endişesini taşıdığından, tebliğ zamanı hakkında da bir malumat bulunmadığından dolayı vahyi gelir gelmez bildirmemesi” anlamındadır. İşte âyet-i kerîmenin zahirine tıpatıp uyan ve peygamberlerin yüce makamına yakışan izah tarzı ancak budur!135
Answers ( 0 )