Eş’arîyye Mezhebinin Kurucusu Kimdir ve Nasıl Kurulmuştur?

Question

Eş’arîyye ekolünün temsilcisi olan Ebu’l-Hasan Eş’arî’nin (rahimehullah) uzun adı Ali b. İsmail b. Ebi Bişr İshak b. Sâlim b. İsmail b. Abdullah b. Musa b. Bilâl b. Ebi Bürde b. Mûse’l-Eş’ârî’dir (rahimehullah). İsminden de anlaşılacağı üzere kendisi sahâbeden Ebû Mûsa e’l-Eş’ârî (radıyallahu anh)’ın soyundandır. Künyesi Ebu’l-Hasan, lakâbı ise, Nâsiru’d-dîn’dir. Doğum tarihi hakkında çeşitli kaynaklarda hicri 260, 266, 270 ve 275 tarihleri verilmiş olsa da yaygın olan kanaate göre (260/873-74) tarihinde Basra’da doğmuştur. Vefatında ihtilaflar olsa da en doğru olan görüşe göre hicri (324) miladi (936/937) vefat etmiştir.8 İmam Eş’arî (rahimehullah) İslam akidesini muhafaza eden büyük müctehid ve müceddidlerdendir. Önceleri Mu’tezileye bağlı olan İmam Eş’arî (rahimehullah), sonradan onlarda gördüğü sapkın görüşlerden dolayı onlardan ayrılmıştır. Mu’tezileden ayrıldığı vakit on yaşında olduğu rivâyet edilmiştir. 10 yaşına kadar belli derecede ilim elde eden İmam Eş’arî (rahimehullah) hocası İmam Cubbâî’ye sorduğu soruda tatmin edici bir cevap alamadığı için Mu’tezile’den ayrılmıştır. Bir gün Hocası Ebu Haşim Cubbâî’ye İmam Eş’arî (rahimehullah) sorar: “Allah-u Teâlâ’ya itaatkâr bir şekilde ölen, asi bir şekilde ölen ve küçükken ölen 3 kardeş hakkında ne dersin?” Bunun üzerine Ebu Haşim: “İtaat eden cennetle mükâfatlandırılır. Asi ölen cehenneme gider. Küçükken ölen de ne mükafat görür ne de ceza.” Daha sonra İmam Eş’arî (rahimehullah): “Küçükken ölen, Ya Rabbi beni neden küçükken öldürdün hayatta bıraksaydın sana itaat edip cennetine girseydim derse, Allah-u Teâlâ ne der” diye sorar. Ebu Haşim: “Ben seni daha iyi bilirim. Seni küçükken öldürmeseydim büyüyüp bana asi olacaktın ve cehenneme gidecektin. Ölmen senin için daha hayırlı der” diye cevap verir. İmam Eş’arî (rahimehullah) tekrardan: “Asi olarak ölen, Ya Rabbi beni neden küçükken öldürmedin sana asi olmazdım derse Allah-u Teâlâ ne der” diye sorar. Ebu Haşim susup kalır daha sonra İmam Eş’arî (rahimehullah) ondan ayrılır. Mu’tezile’nin gittiği yolu çürütmek için ve sünnetin ispatı için çabalar. Mu’tezile’nin görüşü batıldır. Çünkü eğer Allah-u Teâlâ’nın üzerine, iyisini ya da en iyisini yapmak vâcip olsaydı dünyada fakirlikle azap gören ve öldükten sonra cehennemle azap görecek bir kâfiri yaratmazdı. Çünkü onun için en iyisi yaratılmamasıydı. Yaratılsa bile küçük yaşta ölmesiydi. Aynı şekilde küçük yaşta hasta olanların, hayvanların ve aklını yitirmiş deli kimselerin halleri Mu’tezile’nin tezini çürütmektedir. İmam Eş’arî (rahimehullah) fakih olmakla beraber tasavvufa ve zühde çok meyilliydi ve hatta İmam Subkî (rahimehullah), İmam Eş’arî’nin (rahimehullah) yirmi yıl boyunca yatsı namazıyla sabah namazını kıldığını nakletmektedir. Eş’arîyye Mezhebi, Mu’tezile’ye karşı bir anti-tez olarak doğmuş ve selef akidesini esas almıştır. Fakat, akaid meselelerinin ele alınışında kelâmî bir istidlâl kullanılmış, te’vile yer verilmiştir. Eş’arîyye’ye mensup kelâm âlimleri zamanla te’vile daha çok yer vermişler, zaman zaman da kelâmda yenilikler yaparak, kelâm ilmini felsefe ile meselelerini tartışabilecek bir güce kavuşturmuşlardır. İmam Gazâlî’nin (kuddise sirruh) faaliyetleri bu hususun en canlı örneği olarak ele alınabilir. Kısacası, Eş’arî kelâmında aklın büyük önemi vardır. Zira, ortaya çıkışındaki ortamda bunun böyle olmasını zorunlu kılıyordu. Eş’arîyye ekolü önce Irak ve Suriye’de yayılmış daha sonra da Nizamiye Medreseleri’ne Eş’arî âlimlerinin tayin edilişiyle geniş bir alana yayılma imkânı bulmuş ve Mısır ile Mağrîb ülkelerine kadar yayılmıştır. Eş’arî (rahimehullah)’dan sonra bu ekole mensup olarak, ortaya atılan fikirleri geliştiren âlimler arasında şunları saymak mümkündür: İbn Fûrek (rahimehullah) (ö. 406/1015) Ebû Bekir el-Bâkıllânî (rahimehullah) (403/1012-1013); Abdülkāhir el-Bağdâdî (rahimehullah) (ö. 429/1037-38) İmâmu’l-Haremeyn Cüveynî (rahimehullah) (478/1085-86); Ebû Hâmid Gazzâli (rahimehullah) (505/1111); Şehristânî (rahimehullah) (548/1153-54); Fahru’d-din Râzi (rahimehullah) (606/1209-10); Sayfullah Âmidî (rahimehullah) (631/1233-34); Beydâvî (rahimehullah) (685/1286 -87); Sa’dud-din Teftâzânî (rahimehullah) (793/139091); Seyyid Şerif Cürcânî (rahimehullah) (816/141314); Celâlu’d-din Devvâni (rahimehullah) (908/1502503).

Din 501 days ago 0 Answer

admin

aşldmsakldksadsad

Answers ( 0 )

Leave a reply

Yorum yapmak için giriş yapınız.