Share
Delilî İcmâlî ve Delilî Tafsîlî Ne Demektir?
Question
“Allah-u Teâlâ’nın varlığının delili nedir?” diye sorulduğunda, “bu alemdir.” diye cevap verilse ve tam olarak nasıl Allah-u Teâlâ’nın varlığına delâlet ettiği bilinmese, delil bilinmiş ancak derinlemesine bilinmediğinden bu meselede icmâlî delil ile iman olmuş olur. Aynı şekilde delilin ayrıntısı bilindiği halde delil hakkında oluşan şüphelere cevap verilemiyorsa da icmâlî iman sayılır. Ancak, “bu alemdir” dense ve “nasıl delil oluyor?” Denildiğinde “dünyanın varlığı kendiliğinden olmadığından bir var ediciye ihtiyaç duyar” dense veya dünyanın değişici olması ve bundan ötürü sonradan var olduğu, sonradan var olanında bir var ediciye ihtiyaç duyması şeklinde açıklanırsa, aynı zamanda bu meselede akla gelen şüphelere de cevap bulabildiğinde bu meselede tafsîlî delil ile iman edilmiş olur. İşte bu yol üzere itikatta inandığımız her mesele için icmâlî delille bilmek gereklidir. Örneğin Allah-u Teâlâ’nın bir olduğuna inanıp, eğer başka ilahlar da olsaydı düzen olmazdı diyebilmelidir. Diğer çoğu sıfat hakkında da Allah-u Teâlâ’nın mahlukatını düşünmek yeterlidir. Çünkü bu âlemi muhteşem düzeni ve ince sanatıyla dizayn eden zât mutlaka Hay (diri), Âlim (bilen), Semî (duyan), Basîr (gören), Murid (dileyen), Kâdir (gücü yeten) olmalıdır. Şüphesiz duyan ve gören insanları yaratan zât da vasıtasız ve kâmil şekliyle görür ve işitir olur. Yoksa onlardan eksik olması gerekirdi. Ki bu aklen imkansızdır. Allah-u Teâlâ şekli, ciheti, bulunduğu bir mekânı, zamanı, parçaları, ilmi ve kudretinin yetmediği bir şey yoktur. Çünkü bütün bunlar noksanlık bildiren sıfatlardır. Renk, tat, koku gibi keyfiyeti yoktur. Çünkü bunlar cismin sıfatlarıdır. Allah-u Teâlâ bütün eksikliklerden münezzehtir. Hiçbir şey Allah-u Teâlâ’ya benzemez. Şûrâ suresi 11. âyette şöyle buyrulmuştur: لَيْسَ كَمِثْلِهٖ شَيْء “O’na benzer hiçbir şey yoktur.” Mesela bizim ilmimiz sonradan yaratılmış, varlığı câiz, her an yenilenen bir sıfattır. Allah-u Teâlâ’nın ilmi ise kadim, varlığı vâcip, ezelden ebede devamlı var olan bir sıfattır. Allah-u Teâlâ’nın varlığının başı yoktur, kadimdir. Şâyet kadim olmasaydı, hadis yani sonradan var olması gerekirdi. Eğer sonradan var olsaydı bir var edene (muhdis) ihtiyaç duyardı. Eğer bir var edene ihtiyacı olsaydı, yaratıcı kadim olmadığına göre o var eden de başka bir var edene ihtiyaç duyardı. Bu durumda ya teselsül ya da devr lazım gelir. Bunların her ikisi de imkansızdır (ileriki soruda açıklanacak). Öyle ise imkansıza sebep olan şeyde imkansızdır. Delili tam ifade edemezse veya ifade eder ancak şüpheleri gidermekten aciz olunuyorsa delil icmâlîdir. Ancak şüpheleri defedecek kadar delil biliniyorsa tafsîlîdir.
Answers ( 0 )